Twitter Yasakları ve Şeffaflık

with Yorum yapılmamış

Twitter yetkilileri Türkiyedeki ilgili insanlarla buluşup toplantılar yapıyor. Acaba uygulanan ‘ülke bazlı içerik gizleme’ politikasını hangi doğrultuda ve neye dayanarak uyguluyor? Sonuçta firma, siyasal ifade özgürlüğüne de inandığını söylüyor. Öte yandan rapordaki rakamlardan da gördüğümüz üzere Türkiye Twitter’ın bu uygulamasını bir sansür mekanizması olarak kullanmaya devam ediyor

Şeffaflık kelimesi TDK’da saydamlık olarak tanımlanıyor ve şu cümleyle örnekleştiriliyor: “Zeynepin beyaz yüzünde tıpkı ay ışığındaki büyülü şeffaflık ve nur vardı”. Peki Türkiyede genel anlamda şeffaflık algısı nedir? Sakaryanın Akyazı İlçesi Belediye Başkanı Ak Partili Hasan Akçan şöyle buyuruyor: “Şeffaf olmak için pantolonu mu çıkartacağız” (Hürriyet, 6.11.14). Evet, konumuz Twitterın önce yayınlayıp sonra bilemediğimiz bir sebeple geri çektiği, sonra hiçbir değişiklik yapmadan tekrar yayınladığı şeffaflık raporu ve Türkiyede gittikçe sıfırlanan ifade özgürlüğünün durumu. Şimdi bakalım, Türkiye’nin ve Twitter’ın beyaz yüzünde tıpkı ay ışığındaki büyülü şeffaflık var mı?

Bu raporla ilgili rakamlar ve rakamların gösterdiği feci durum görüşlerle birlikte hafta boyunca ortaya kondu (Evrensel, 06.02.15). Engellenen tweetlerle ve mahkeme kararlarıyla ilgili ayrıntılı incelemeleri Efe Kerem Sözeri paylaştı ve bu işin peşini bırakmayacak gibi görünüyor. Her şeyden önce şunu unutmamamız gerekiyor; bunca sansür talebini isteyen Türkiye hükümeti fakat taleplerin yüzde 90’ını yerine getiren ve sansürü uygulayan şirket ise doğal olarak Twitter. Ayrıca şirketin şeffaflık raporunda “Korkusuzca iletişim güven inşa eder” ve “Twitter açık bilgi değişiminden yanadır” ibareleri de yer almakta.
T.C. Anayasası 22. madde der ki; “Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz”. Maddedeki italik kısımların yasa kapsamına alınmak istendiğini ve böylece internet sitelerinin tümden kapatılma tehlikesiyle karşı kaşıya kaldığını burada yazmıştık. 2014 yılında toplam engellenen içerik sayısı 300 bine yakın görünüyor ve şu andaki sansür “kişilik haklarının ihlali” maddesine dayanıyor fakat görünüyor ki engelleme bahaneleri ileriki zamanlarda daha da genişleyecek. 13.02.15 tarihinde de, Başbakan ve bakanlara interneti idari(!) engelleme yetkisi veren yasa meclisten geçti gitti. Bu demokrasi de artık çok ileri gitti!

Twitter Şeffaf Değil
Şirketin içerikleri hangi sebeplerle engellediğini tam olarak bilemiyoruz. Sadece şirkete Türkiye mahkemelerinden gönderilen kararlardan chillingeffects.org ‘da yayınladıkları kadarını biliyoruz. (Mahkeme kararlarının çoğunda isimler, şehirler ve bazı bilgiler siyah renkle kapatılmış durumda) Ayrıca bu mahkeme kararlarına ancak 7 gün içinde itiraz edilebiliyor. Tabi bazı kararları chillingeffects.org ‘da aylar sonra görebiliyoruz. Twitter şirketinin hükümetlerin maşası olmaması için yapacağı tek şey belirginlik ve şeffaflıktır. Twitter, raporunun ismindeki gibi gerçekten şeffaf olmak istiyorsa, Türkiye hükümetiyle nasıl bir işbirliği içinde olduğunu açıklamalıdır. Bu işbirliğine dair bir kanıtımız, “tape”miz ya da belgemiz yok ama oldukça makul şüphelerimiz var. Twitter yetkilileri Türkiyedeki ilgili insanlarla buluşup toplantılar yapıyor. Acaba uygulanan “ülke bazlı içerik gizleme” politikasını hangi doğrultuda ve neye dayanarak uyguluyor? Sonuçta firma, siyasal ifade özgürlüğüne de inandığını söylüyor. Öte yandan rapordaki rakamlardan da gördüğümüz üzere Türkiye Twitter’ın bu uygulamasını bir sansür mekanizması olarak kullanmaya devam ediyor, edecek. Sitenin tümümün kapanmaması için bu tarz yöntemler iyidir deniyor. Fakat bir an olsun düşünelim; ya tweetlerin yüzde 90’ı muhalif içerikli ve “askıya alınması” hükümet tarafından istenen nitelikte ise, o zaman ne olacak? Twitter’ı kapatmadınız ama içeriğin yüzde 90’ını engellediniz. ‘Aman neyse ki site kapanmadı da 3-­5 kedi fotoğrafı paylaşabileceğiz’ mi diyeceğiz? Burada bir çelişki yok mu?

Geçmişte Neler Dediler ve Ne Oldu?
“Teknolojiye fazla kafayı takmamak lazım, yoksa sıyırırsınız” diyen ve Twitter şirketini Osmanlı tokadı tehdidiyle korkutan Binali Yıldırım, katıldığı bir programda “Twitter bizim mevzuatımıza uyacak” diyor. Ama hem Twitter’ın kendi ilkelerinden hem de Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak’ın görüşlerinden biliyoruz ki Twitter ABD’den hizmet veren bir şirket olduğu için Türkiye mahkemelerinin kararlarına uymak zorunda değil. Zaten bu yüzden aynı hocalarımız bu şirkete ABD’de dava açmayı dile getirdi. Yıldırım aynı konuşmada, geçmiş yıllardaki Youtube’un kapatılma örneğini veriyor ve diyor ki; “Telif hakkı konusunda bize bir alman firması akıl verdi”. Biz de soruyoruz: Peki, bu 5651 gibi sansür yasaları için kimler akıl veriyor?
20 Mart Twitter’ın tamamen kapatılması sırasında Lütfi Elvan “Başbakanımıza hakaret var, dünyanın hiçbir yerinde olmaz. Bu tür şirketlerin daha hızlı davranması gerekir.” diyor. Yıldırım’ın kardeşi İlhami Yıldırım da bu aralar durur mu, yapıştırmış demokratik bir tweet: “Ya bu ülkede eşşek gibi sessizce yaşayacaksınız ya da defolup gideceksiniz”. Ardından Binali Yıldırım “sıyırıyor” ve Habertürk’te katıldığı bir programda “Keyfi uygulama olacak mı? Gel kardeşim şu mesajı atanı bana ver diyecek miyiz? Öyle bir şey diyemeyiz” diyor ve “Evrensel hukuk normları”ndan bahsediyor. Sunucu da soramıyor ki; “Peki, Türkiye Başbakanına ya da CB’na hakaret evrensel bir suç mu? Ya da yolsuzluklarla, Selam­Tevhidle ilgili paylaşımlar?”.

Özgürlüğe Göç
Örneklerini çoğaltabileceğimiz bu gibi açıklamalar ve uygulanan sansür Twitterın Türkiye yöneticileriyle bazı konularda anlaştığını gösteriyor. Bu tarz hükümet isteğiyle engellemelerin korkutucu olan taraflarından biri soruşturma süreci ve bir diğeri yarattığı oto­-sansür. Ayrıca MİT tırlarıyla ilgili Birgün Gazetesi’nin başına gelen gibi “link engelleme” uygulaması da çok tehlikeli.
Sosyal ağlar “görünürlük” anlamında bir yüzey yaratmıştır. Fakat bir zamanlar Türkiye’de twitter şirketine methiyeler düzülürken, devrime yol açacağı konuşulurken bazı hocalarımız da “Twitter yakında eğlence aracına dönüşecek” demişti. 2015 yılına baktığımızda haklı olduklarını, Twitter’ın televizyon izlemeyen bir kuşak için TV’nin yerini aldığını söyleyebiliriz. Bu tarz sansür uygulamalarıyla da şirketlerden ziyade daha “özgür” ağlara göç etmemiz gerekeceği de gün gibi ortada.

Şevket Uyanık*
*MSGSÜ Sosyoloji Doktora Öğrencisi ve Türkiye Korsan Parti Hareketi Sözcüsü