İzlanda, Korsan Parti ve Alternatif Siyaset

with Yorum yapılmamış

İzlanda’ da yapılan seçim anketinde Korsan Parti’ ye olan desteğin % 23, 9 ile birinci sıraya yükseldiği görüldü.[1] Desteğin böylesine yüksek bir oranda çıkması Korsan Parti’ nin meclisteki temsilcisi Birgitta Jonsdottir tarafından bile “sürpriz” olarak yorumlandı.[2] İzlanda’ da en son Nisan 2013’ de yapılan seçimlerde Bağımsızlık Partisi (% 26,7) ile İlerleme Partisi (% 24,4) koalisyon hükümetini kurmuş, aynı seçimlerde Korsan Parti (Piratar) % 5,1 oy oranı ile seçim barajını geçmeyi başararak parlamentoya 3 temsilci göndermişti. Anket, Korsan Parti’ ye olan desteğin, aradan geçen iki yıl gibi kısa bir zaman zarfında neredeyse beş kat artmış olduğunu gösteriyor.

izlanda_parti

Korsan Parti, İzlanda’ nın “ana akım” siyasi partilerinden biri değil. İzlanda siyasetinde iki tarihsel blok var. Bunlardan biri muhafazakar ve liberal blok –ki Bağımsızlık Partisi ve İlerleme Partisi ile temsil ediliyor; diğeri sosyal demokrat blok –ki Sosyal Demokrat İttifak ile temsil ediliyor. Bunlarında dışında doksanların sonunda kurulan ve 2009 seçimlerinde Sosyal Demokrat İttifak ile birlikte koalisyon hükümetini kuran Sol-Yeşil Hareket de etkili. Korsan Parti ise 2012 Kasım’ ında kuruluyor, Nisan 2013 seçimlerinde % 5,1 oy alarak parlamentoya 3 temsilci gönderiyor ve “ana akım” sağ ya da sol siyasetin dışında başka bir siyaset iddiasında bulunuyor.

Korsan Parti, sadece İzlanda’ da var olan bir siyasal parti değil. İlk olarak 1 Ocak 2006’ da İsveç’ te kurulan, İsveç’ te gördüğü ilgi üzerine dünyanın başka ülkelerine (ve Türkiye’ye de) yayılan, kimi ülkelerde partileşmiş kimilerinde ise partileşmemiş bir hareket ve bu hareketin uluslararası ağı (Pirate Parties International-PPI). Asıl çıkış noktası telif ve patent haklarına dair düzenlemelerde reformlar yapılması olsa da sadece bu kadarla tanımlanabilecek bir hareket değil. Buna ek olarak hareket, internet başta olmak üzere iletişimde devlet gözetimine, kişisel verilerin depolanmasına, internette erişim engellerine, sansüre, kişisel verilerin izinsiz bir şekilde şirketlere sunulmasına, bilgiye erişim ve bilgiyi yayma önündeki engellere, bilginin metalaşmasına ve bununla bağlantılı demokratik hakların ihlaline karşı. İzlanda’ daki parti, bu hareketin bir parçası.
Peki İzlanda’ da Korsan Parti’ ye yönelik desteğin böylesine yüksek çıkmasını nasıl yorumlamalı?

Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim ve savımızı şöyle özetleyelim: Sadece İzlanda’ da değil dünya genelinde geleneksel siyaset, süreçleriyle, organlarıyla, aktörleriyle, temsil ettikleriyle ve diliyle bireylerin/toplumların sorunlarına gerçek çözümler üretemiyor. Bu durum mevcut siyasal sisteme yabancılaşmayı beraberinde getirdikçe geleneksel siyasete alternatif bir siyaset arayışı daha yüksek sesle ifade ediliyor. İzlanda’ da da yaşanan bu.

Konuyu açalım.

Öncelikle İzlanda’ da yakın dönemde yaşananları hatırlamak yararlı olacaktır. Björk’ ü bir yana koyar, Nisan 2010’ da patlayan Eyjafjallajökull yanardağının patlamasıyla uluslararası uçuşların durma noktasına gelmesini saymazsak İzlanda yakın dönemde iki önemli olayla gündeme gelmişti. Bunlardan biri Ekim 2008 tarihinde başkent Reykjavik’ te gelişen sokak hareketleri sonucu dönemin hükümetinin istifa etmek zorunda kalmasıydı. Başta ABD olmak üzere dünyayı sarsan ekonomik krizin etkisiyle iflasın eşiğine gelen İzlanda’ da “Mutfak Devrimi” diye de anılan sokak hareketleri sonucu Bağımsızlık Partisi liderliğindeki koalisyon hükümeti istifa etmek zorunda kalmış ve erken seçime gidilmişti. Ardından halk sadece hükümeti devirmekle kalmamış, batan bankaların borçlarını da ödememe kararı almıştı. 6 Mart 2010 tarihinde yapılan referandumda batık İzlanda bankası IceSave’ in Hollandalı ve İngiliz mevduat sahiplerine olan yaklaşık 4 milyarlık borcunun devlet tarafından ödenmesi planına % 93 “hayır” oyu çıkmıştı. Bu olay hem liberal-muhafazakar koalisyonun bir halk hareketiyle devrilmesi hem de finansal sermayenin yarattığı borç kısırdöngüsünün reddedilmesi anlamında çok önemli bir olaydı.

Diğeri önemli olay ise Nisan 2009’ da erken seçimle kurulan yeni hükümetin başlattığı anayasa hazırlama süreciydi. Sosyal Demokrat İttifak ile Sol-Yeşil Hareket koalisyonu döneminde hazırlanan anayasa o güne kadar kapitalist ülkelerde görülen anayasalardan çok farklıydı. İçerik olarak da farklı olmakla beraber asıl farkı bu anayasanın hazırlanma yöntemiyle ilgiliydi. Her şeyden önce anayasa yapım süreci halkın doğrudan seçtiği temsilciler aracılığıyla yürüyordu. 30 kişinin desteğini alabilen her İzlanda vatandaşı anayasanın hazırlanma sürecine adaylığını koyabiliyor ve bu adaylar arasından seçilen bir komite aracılığıyla anayasa yapımı gerçekleşiyordu. Bununla beraber tartışmalar eşzamanlı olarak internetten takip edilebiliyor ve sosyal medya üzerinden katılmak mümkün oluyordu. Her ne kadar sonucu hayal kırıklığı olsa da anayasa süreci hem “e-demokrasi” hem de doğrudan demokrasi örneği olarak tarihe geçti.

İzlanda, yakın dönemde yaşanan bu olaylar dikkate alınmadan değerlendirilmemeli. Bütün bu gelişmelere bakıldığında İzlanda’ da bir süredir taşların yerinden oynadığı görülüyor. Halk sokağa çıkıyor, hükümet deviriyor, borçları ödememe kararı alıyor, doğrudan demokrasi deneyimleniyor. Artık geçen yüzyılın başından beri var olan partilerin egemen olduğu ikili siyaset tablosu etkisini yitiriyor. Bir yanda “merkez sağ” diğer yanda “merkez sol” iki blokun olduğu, dört yılda bir yapılan seçimlerle iktidarın bu iki blok arasında el değiştirdiği, iktidarların el değiştirmesinin insanların yaşamlarında hiçbir gerçek değişikliğe yol açmadığı, amaç, yöntem, örgütlenme modeli, dil bakımından birbirinin benzeri olan yapılardan ve kişilerden oluşan “geleneksel siyaset” eski etkiyi yaratamıyor. Yeni bir siyaset arayışı olduğu açık.

Aslında bu sadece İzlanda’ da geçerli bir eğilim değil. Dünya genelinde geleneksel siyasete alternatif bir siyaset arayışı olduğunu gösteren işaretler hiç de az değil. Ve bu işaretler bazen sandıkta bazen sokakta ortaya çıkıyor. ABD’ deki işgal hareketleri, “Arap Baharı” olarak adlandırılan ayaklanmalar, Yunanistan’ da Radikal Sol Koalisyon’ un (Syriza) son seçimde birinci parti çıkması ve hükümet kurmasıyla başka bir aşamaya geçen süreç, İspanya’ da Öfkeliler (Indignados) ve Yapabiliriz (Podemos) hareketiyle başlayan merkez partilerden kopuş, Bosna Hersek’ te Şubat 2014’ de patlak veren ve hükümet binalarının ateşe verilmesine varan ayaklanma, İsrail’ de yüzbinlerce insanın sokaklarda kurduğu çadırlar, Latin Amerika’ daki toplumsal hareketler, Hong Kong’ ta “Şemsiye Devrimi”, Türkiye’ de “Gezi Direnişi” ve diğerleri yeni bir siyaset arayışının açık göstergeleri. Farklı ülkelerde farklı nitelikte ve nicelikteki tepkiler aslında aynı yapbozun parçaları gibi. Bütün bu hareketler geleneksel siyasi süreçlere, mevcut seçim sistemine, mevcut siyasi aktörlere, bu aktörlerin temsil ettiği ekonomik, politik, sosyal ve kültürel yapılara yönelik yabancılaşmada ve tepkide buluşuyorlar.

Friedrich Ebert Vakfı New York Ofisi tarafından Eylül 2013’ de yayınlanan bir rapor tam da bunun kanıtı olması bakımından dikkat çekici. Rapor, 2006–2013 yılları arasında toplamda dünya nüfusunun % 90’ ından fazlasını kapsayan 84 ülkede büyük çaplı 843 protesto hareketinin analizine dayalı olarak hazırlanmış. Raporda görülen şu ki; son dönemde dünya çapında protesto sayısında önemli düzeyde artış var. Özellikle büyük kitlelerin katıldığı protestolar dikkate alındığında 2006’ da 59 olan sayı, 2009’ de 87 ve 2012’ de 160’ a çıkıyor. Yine bu dönemde iki ülkede, Hindistan’ da (100 milyon kişinin katıldığı) ve Mısır’ da (17 milyon kişinin katıldığı) dünya tarihinin en büyük protestoları yaşanıyor. Protestolardan 37’ sinde katılım 1 milyon sayısını aşıyor. Ki bu rakam Portekiz, Fransa, Brezilya, Türkiye’ deki protestolarda en az 5 milyon. Raporda ayrıca; protesto sayısındaki artışın nedenleri, protestolara katılanların kimler oldukları, hangi mücadele yöntemlerini kullandıkları, kime karşı oldukları ve taleplerinin ne/neler olduğu gibi soruların yanıtları da var. Raporda ortaya çıkan sonuç şu: 2006–2013 arası yaşanan protesto hareketlerinin büyük kısmı ekonomik ve siyasi gerekçelerle bağlantılı. Protestocular “neye karşısınız” sorusuna % 80 hükümet, % 44 politik/ekonomik sistem, % 29 şirketler/işverenler yanıtını veriyorlar. Sorulara verilen yanıtların buluştuğu ortak nokta; mevcut siyasal sistemin sorunlara çözüm bulmak konusunda başarısız olduğu ve toplumun genelini değil ayrıcalıklı azınlığı temsil ettiği. Üstelik “gelişmiş” ya da “gelişmemiş” ülke olması fark etmeksizin mevcut siyasal sistemden hoşnutsuzluk yüksek oranda ifade ediliyor. Protestolara katılanların en temel taleplerinden biri “gerçek demokrasi”.[3]

şte İzlanda’ da anketten çıkan sonucu da bu bağlamda değerlendirmek gerek. Dünyanın birçok yerinde kimi zaman sandıkta kimi zaman sokakta ifadesini bulan ve gerçekte siyasetin günümüzdeki haline yabancılaşmayı işaret eden bir eğilimin İzlanda’ daki dışavurumu olarak. Zaten Korsan Parti’ nin meclisteki temsilcilerinden Jonsdottir de anketten çıkan sonucu böyle yorumlamış: “Geleneksel siyaset bir ilerleme göstermiyor ve insanlar değişim için beklemekten bıktı.”[4]

Şimdi; alt ve orta sınıfların katılımına kapalı, manipülasyon üzerine kurulu, yukarıdan aşağıya dizayn edilen, merkezi, bürokratik, hiyerarşik, uluslararası sermayenin çıkarlarına endeksli, yolsuzluklara açık, merkez medyayla sıkı fıkı, iç tehdit algısıyla donanmış, örtülü faaliyetler barındıran, teknolojiyi ve bilgiyi sadece gözetim ve ticari amaçlarla kullanmaya niyetli, milliyetçi, muhafazakar, ataerkil bir siyaset anlayışına karşı doğrudan demokrasiyi, taban demokrasisini, yerel inisiyatifi, yatay organizasyonları, doğa ile toplumun uyumunu, kolektiviteyi, dayanışmayı, yurttaş denetimini, şeffaflığı, medya çeşitliliğini, bilgi edinme ve yaymada serbestiyi, anonimliği, ifade özgürlüğünü, evrenselliği, değişimi, farklılıkları temsil eden bir siyaset gereksinimi çok daha belirgin bir şekilde zuhur ediyor.

Deniz GÜRLER

[1]http://www.mbl.is/english/politics_and_society/2015/03/19/the_pirates_are_now_iceland_s_most_popular_politica/
[2]http://www.visir.is/the-pirate-party-is-now-measured-as-the-biggest-political-party-in-iceland/article/2015150318848
[3] Raporun tamamı için: http://www.fes-globalization.org/new_york/wp-content/uploads/2014/03/World-Protests-2006-2013-Complete-and-Final.pdf
[4] http://www.newsweek.com/pirate-party-now-icelands-biggest-political-party-315068