Fikir ve Sanat Eserlerini Korumak, Gözetlemenin Bahanesi mi?

4 Mayıs 2017/0/0

Türkiye’nin köhne Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (FSEK) bugün ne internet çağının telif hakları ihtiyaçlarını karşılamaktadır ne de teknolojinin hızına yetişebilmektedir. Uzun zamandır söylediğimiz gibi telif haklarında bir reforma ihtiyaç vardır. Ancak kanun koyucu makamındaki kişiler öncelikle emek sahiplerini değil, şirketleri ve meslek birliklerini koruyan kanunlar hazırlamakta ve yürütmeye koymaktadır. Bugün FSEK kapsamında yapılması düşünülen değişiklikler, her ne kadar internet çağının getirdiği ihtiyaçlara yönelik bir güncelleme gibi görünse de aslında internetin bilgiyi yayma potansiyelini yok sayarak, şirketlerin ve meslek birliklerinin lehine bir hale getirilmiş görünmektedir. Ayrıca da korsan yayın yapanları ve izleyenleri tespit etmek için alınacak önlemler, niyetinden sapma ve bir gözetim mekanizmasına dönüşme tehlikesini taşımaktadır.

Öncelikle şunu söylememiz gerekir ki, internette ücretsiz izlenen dizi ya da filmler, o ürünün değerinden bir şey kaybettirmemektedir. Hatta dizi ve filmlerin paylaşılması o ürüne olan talebi arttırmakta, kültür ürünlerinin isminin duyulmasına yol açmaktadır. Karşı çıkılması gereken, ücretsiz olarak izlediğimiz bu içeriklerin bir ücret karşılığı satılıp bundan kazanç elde edilmesidir. Son kullanıcı olan bizlerin bu içeriklere ücretsiz bir şekilde ulaşabilmemiz, internetle birlikte gelen en doğal hakkımızdır.

Öte yandan yeni FSEK’te de yasaklayıcı ve gelişmeyi/üretmeyi engelleyici düzenlemeler öngörülmektedir. Yakınlarda Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı tarafından şu açıklama yapıldı: “İnternette usulsüz kullanımla ilgili maddeler var. Mesela bir sanat eserini korsan, yasa dışı bir şekilde kullanıyorsanız meslek birliğiyle birlikte sizin internet kullanımınızı yavaşlatmaktan internete erişiminizi yasaklamaya kadar bir dizi tedbir öngörülüyor”.* Yeni taslakta* madde 77’ye ek (77/B) “İnternet ortamında hak ihlallerinin önlenmesi” maddesi eklenmiştir. Bu maddede meslek birliklerine noktadan noktaya ağlar üzerinden veya benzeri yollarla, internet ortamında umuma iletim niteliği taşıyan izinsiz paylaşımları takip amacıyla, teknolojik yöntemlerle eserleri veya bağlantılı hak konularını işaretleme ve izinsiz paylaşımda bulunan kişinin yalnızca internet protokol adreslerinin tespiti amacıyla işaretlenmiş içerikleri takip edebilme hakkı tanınmıştır.

Peki, yetkililer bizim hangi diziyi ya da filmi nereden izlediğimizi nasıl belirleyecek? Bu kanun maddelerinden anladığımız üzere internette nerelere girdiğimizi gözetleyerek bizi fişleyecekler ve internetimizi yavaşlatacaklar ya da engelleyecekler! Kültür ve Turizm Bakanlığı’na soruyoruz ve cevabını istiyoruz: Kişilerin internet trafiğini izlemek için, internet servis sağlayıcılarına DPI ya da benzeri bir yazılım mı kuruldu? Meslek birliklerinin kurulması planlanan Dijital Hak İhlalleriyle Mücadele Merkezi ile nasıl bir ilişkisi vardır? Bu sorulara yanıt bulmakta zorlanıyoruz ve Özel Hayatın Gizliliği perspektifinden hem anayasal hem de Avrupa Konseyi Hukuku düzeyinde ihlallerle karşılaşılmasından endişe ediyoruz. Yasanın işleyişinden bahsederken Sayın Bakan Nabi Avcı “‘Eserlerim internet üzerinden korsan paylaşıma açılıyor’ bilgisi ulaştığı anda biz bunu takibat altına alıyoruz. Nasıl alıyoruz? Bir merkez kuruyoruz, yasa taslağımızda bu var, Dijital Hak İhlalleriyle Mücadele Merkezi. Yani sanatçıların dijital ortamlardaki haklarını korumak üzere bir merkez kuruyoruz ve bu merkezin başında bir savcı olacak. Münhasıran bu konularla ilgili savcılık hemen hızlıca müdahale edebilecek.” ifadelerini kullanmıştır. Meslek birliklerinin bir kişinin suç işlediğine ilişkin iddiası, tek başına internet trafiğinin izlenmesi için sebebiyet vermemeli, bu tarz bir takibin yapılabilmesi için kanunda aranan diğer şartların da oluşması gerekmektedir. Söz konusu yasaya ilişkin en büyük korkularımızdan biri de yukarıda açıklananlar doğrultusunda Dijital Hak İhlalleriyle Mücadele Merkezi’nin devletin gözetim yetisini artıracak bir panoptikona dönüşmesidir. Burada önemli olan husus, kurulacak ilgili merkezin genel internet trafiğini kontrol yetkisi olup olmayacağıdır.

İnternet hızının yavaşlatılması, düşünce ve ifade özgürlüğünün ve onun bir parçası olan bilgiye ulaşma hakkının kısıtlanması anlamına gelmektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanabileceği haller, gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde, gerekse T.C. Anayasasında belirlenmiştir. Bu hallerden biri de suç işlemenin önlenmesidir. Her ne kadar FSEK taslağında bahsedilen kısıtlama, kanunca öngörülen suçları engelleme amacı ile kanunlaşma iddiasında olsa da, internet hızının yavaşlatılması tedbiri bizzat suç işlenmesini önleme amacına ulaşma yetisinden yoksun olacaktır. İnternetin hızının yavaşlatılması, doğrudan suç işlenmesinin önüne geçemeyeceği için de devlet tarafından yapılan bu olası müdahale kanunlaşırsa, anayasaya aykırı olmakla kalmayacak, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi bakımından da bir ihlalden bahsedilebilecektir. Unutulmamalıdır ki, bu yasa ile ortada bir suçun işlendiğine yönelik bir yargılama yapılmayacaktır. Suç işleneceği ya da işlendiği hakikati hususunda karar görev ve yetkisi Türkiye Cumhuriyeti Ceza Mahkemeleri görev ve yetkisi dahilindedir. Bu yasa taslağında ise hukuken suç işlememiş ya da suç işlediğinden şüphelenilen birine maruz bırakılan müdahale orantılı olmayacaktır.

Ayrıca bu yasa taslağı haberiyle Türk dizilerinin borsaya açılması haberinin* aynı hafta gündeme gelmesi düşündürücüdür. Kitlelere kolayca ulaşmayı sağlayan internet mecrasındaki maddi fırsat olanaklarını düşününce, film ve dizileri birer meta olarak konumlandıran ve bunların tekelci bir zihniyetle yayınlanması sayesinde kazanç sağlayan site ve şirketler ile yapımcıların lehine geliştirilmeye çalışılan haksız bir sürece şahit olma ihtimalimiz de yüksek.

Sonuç olarak, vatandaşların internet üzerinden tüm kültür ürünlerine ücretsiz ve özgürce ulaşabilmesi evrensel bir haktır ve biz de bunun yanındayız. Telif haklarıyla ilgili yasalar, şirketleri ve meslek birliklerini değil, fikir emekçi ve üreticileri ile kültür ürünlerinin izleyicilerini korumalıdır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun internet dünyasına ve ağ yapısına uygun bir şekilde düzenlenmesi planlanıyorsa, yaratıcılığı teşvik edici yönleri öne çıkartılmalı ve “Creative Commons, GPL, Copyleft” gibi lisans modellerini göz ardı edilmemelidir.

Korsan Parti Hareketi – korsanparti.com

Navigation